6 Temmuz 2014 Pazar

B.Demirkazık (3.756 m) - Aladağlar

BÜYÜK DEMİRKAZIK ZİRVESİ FAALİYET RAPORU


Katılımcılar: Mesut Saban, Önder Sarıkaya, Selda Sarıkaya

Teknik malzemeler:  60 mt ip, emniyet kemeri, ATC, HMS, perlon, muhtelif sayıda kilitli karabin ve yardımcı ipler

Su alanları:  Narpuz 1 girişinde kayalar arasında; Narpuz 2 vadisinin başlangıcında şelale (yaz başlangıcında Narpuz 1 ve 2 vadilerinde dere bulunmaktadır.)

Faaliyet süresi:
1.gün:
14:30 Sokulu Pınar Kamp Alanı'ndan Narpuz 1 Vadisi'ne doğru yürüyüşe başlandı
18:30 Narpuz 2 Vadisi girişi, bivak alanına ulaşıldı
2.gün:
05:08 Bivak alanından zirveye doğru yürüyüşe başlandı
08:00 Zirve külahı altına ulaşıldı
09:15 Zirveye ulaşıldı
09:40 Dönüşe başlandı
14:00 Bivak alanına ulaşıldı
14:15 Bivak alanında bırakılan eşyalar toparlanarak dönüşe geçildi
16:00 Sokulu Pınar kamp alanına ulaşıldı

05.07.2014 Cumartesi
Saat sabah 8 civarında araba ile Demirkazık Köyü'e ulaştık. Köyden biraz ileride sağda "çevre yolu" yazan sapaktan girdik,  ileride dağ evini gördük. Hemen öncesinde Sokulupınar kamp alanı tabelası  vardı kocaman. Kamp alanına gden yol toprak, tek aracın geçebileceği genişlikte. Arabanın altını vurmamaya çalışarak yavaş yavaş yükseldik. Bir yerde yol ikiye ayrılıyor, soldan devam ettik. 8 buçuk gibi kamp alanında idik.
Hava açık ve rüzgarsızdı. Bir haftadır hava durumunu 3-4 siteden takip ediyorduk. Kiminde rüzgar, kiminde sağanak yağmur kiminde günlük güneşlik derken beklentileri en pozitif noktada tutarak gelmiştik Demirkazık zirve denemesi için. Hemen çadırları kurup saat 9'da uyumaya başladık gecenin ve yolculuğun yorgunluğunu atmak için. 12'ye adamların bağırarak konuşmaları ile uyandık. Traktörlerin sesleri de geliyordu. Belli ki kamp alanına birileri geliyordu. TDF'nin de faaliyeti varmış bu haftasonu. Epey kalabalık bir grup traktörlerle yukarı doğru çıkıyordu. Traktörcü Mehmet'de Sokulu'ya 2 kişi getirmişti. Kıl çadırların serinliği altında çay içip sohbet ettik, bisküvilerimizde atıştırdık, kendimize gelmeye çalıştık. Yükseklerde hava kapamaya başlamıştı. Sonra makarnalarımızı yapıp yedik, eşyalarımızı yerleştirdik gece bivaklamak için. Kamp alanının her yerinde gelengiler dolaşıyordu, çok komik yaratıklar.
Kamp alanından çok dikkatli bakılmadığı sürece görünmeyen Narpuz 1 Vadisi'ne doğru 14:30 da yola çıktık.



Vadi girişi dar ve taşlık.. Dik bir çıkış karşılıyor ilk etapta. Kayaların arasından cılız bir su akıyordu. Epeyce ağır çantalarımızla tırmandık bu kayaları. Normalinde çıkış sağdan olmasına rağmen, toprak-taş karışımı kaydığı için sola doğru kaydık kapıda biraz.












                                                                        


Vadi girişi
 Yukarıdan geçide bakış


Kapıdan çıkınca Narpuz 1 Vadisi karşıladı bizi. Az eğimli arazide patikayı takip ederek vadinin sonuna geldik.
Vadinin sonunda kaya duvarları arasında dere yatağı kayboluyordu önümüzde. Sağımızda şelaleyi gördük ve sola yukarı çıkan hattı takip ettik, düz bir sete geldiğimizde patikayı ve babaları göremez olmuştuk. Önder sağa sola bakınır iken Mesut kaya duvarının dibinden yukarı yükselen dar geçit içerisinden sola yukarı devam etmeye başlamıştı ve yolun devam ettiğini ve geçiş olduğunu bildirdiği için hep birlikte burayı tırmandık. (Buralarda da babalar vardı gerçi ama muhtemelen aşağıdaki derede su yoğun olduğunda burası kullanılıyor.) Dönüşte farkettik ki buradan sola yukarı değil tekrar düz setten sağa aşağıya dere yatağına doğru inmemiz gerekiyormuş.

Narpuz 2 vadi girişi ve şelalenin olduğu geçiş



Sola yukarı devam ettiğimiz dar parkur, buradan yukarı değil
sağa aşağıya dere yatağına inmemiz gerekiyormuş:



















Burayı çıktıktan sonra nispeten bir düzlüğe çıktık ancak patika kaybolmuştu, kayalar arasında bir süre güç bela ilerledik bu arada GPS rotanın aşağıda kaldığına işaret ediyordu. Birden bulunduğumuz sırtın tam karşısında belirgin patikayı gördük ve hemen oraya doğru alçalmaya başladık. Karşıya geçip patikaya ulaşınca farkettik ki karşımızda kalan yamaçtan devam edilmesi pek mümkün değilmiş (ya da epeye uğraşırdık). Sırttan yavaşça yükselen patikayı ağır aksak yürüdük. Sırtımızdaki kamp yükü, her birimizde 4-5 litre olan su, ip v.s artık buralarda iyice ağırlaşmıştı. Bir süre rampayı çıktıktan sonra rota nispeten düzleşti ve Narpuz 2 vadisi'ne ulaştık.


Narpuz 2 Vadisi ve bivak alanı

Amacımız aynı gün Kızılçarşak'ı da çıkıp külah altında daha önce fotoğraflarını gördüğümüz ve raporlarda okuduğumuz bivak alanında gecelemekti ama ağır yüklerimiz ve kendi kendimize daha da zorlaştırdığımız vadi çıkışı nedeniyle iyice yorulmuştuk (en azından ben :)).

 Bu arada hemen vadi girişinde gördüğümüz 5 yıldızlı bivak alanları son derece cazip göründü ve geceyi burada geçirmeye karar verdik. Ufak çaplı bir bahar temizliği ile bivak alanındaki


koyun pisliklerini ve yünleri uzaklaştırdık. Belli ki
bizim gibi koyunlar da burayı çok sevmişti. Sokulupınar'dan buraya gelmemiz 4 saat sürmüştü

Güneş batana kadar bir şeyler atıştırıp  hemen bivak ve uyku tulumlarımıza girdik. Bir süre kapkara bulutlarla çevirili zirveyi izledik ve yarın açması için bildiğimiz tüm duaları okuduk. Derken güneş batmasıya beraber hep birlikte uykuya daldık. Mesut her zamanki gibi yatar yatmaz uyku moduna çoktan girmişti. Tüm gün yağacak gibi olan hava şansımıza açılmaya başladı, yağmur yemediğimiz için çok şanslıydık ve gece oldukça rüzgarsız, sessiz ve sakin geçti. Ara ara bivaklarda kafalarımızı çıkarıp gökyüzündeki yıldızları izledik.


                                                                 Narpuz 2 vadisi ve Kızılçarşak girişi


06.07.2014 Pazar
Sessiz, sakin geçen gece ve huzurlu bir uykunun sonunda sabah 04:30 civarında bivak alanımızdan geçen birkaç kişini gürültüsüne uyandık. Bir şeyler atıştırıp çantalarımızı hazırladıktan sonra, 05:08'de yürüyüşe başladık. Bu arada tırmanış için gerekli olan ip, emniyet kemeri vb. ile biraz su ve yiyecekleri yanımıza alıp fazla eşyaları (mat, uyku tulumu, bivak vb) bivak yaptığımız kayanın dibine dönüşte almak üzere sakladık. Hava aydınlanmıştı. Kızılçarşak'a doğru devam eden, gerçekten de kızıl olan belirgin patikayı tırmanmaya başladık. Bu arada sabah yanımızdan geçenleri önümüzde idi; 2 kişilerdi ve ağır ağır ilerliyorlardı.

İlk etapta düz ve kolay devam eden patika çarşak girişinde dikleşip iyicene döküntü kaya haline dönüştü. Çarşak ortasında yürümek gerçekten imkansız görünüyordu. Bu nedenle öncelikle sağ taraftaki kayaların dibinden ilerleyip, ortası oyuk kayaya gelince sol kaya dibinden devam ettik. Bu arada oyuklu kaya dibinde dinlenmekte olan diğer ekibe yetişmiştik. Kızılçarşak'ı birçok faaliyet raporundan okumuştuk ve zorluğunu gözümüzde fazla büyütmüştük, burayı nasıl çıkacağımız hep aklımızda soru işaretiydi. Ancak gördük ki o kadar da lanet ve beter değilmiş. Bu arada dinlenmekte olan önümüzdeki grupla selamlaştık onlar da Sokulupınar'dan gece 01:00'de yürüyüşe başlamışlar. Bir onlar önde, bir biz bir süre daha yükseldik çarşakta.  



Kızıl çarşak ve oyuk kaya


Ortası oyuk kaya



Okuduğumuz raporlardan öğrendiğimiz kadarıyla rota şu şekilde idi: Çarşağı dik çıkıp, yükseldikten sonra solda delikli kayayı görünce ikiye ayrılan çarşaktan sol taraftakine doğru devam edip külaha çıkmaktı. Ancak önümüzdekiler çarşak kulvarının ortalarında bir yerden sola doğru kayaların üzerinden tırmanarak yükselmeye başladı. Açıkçası kafamız karıştı biraz; rota tarifi hiç böyle değildi. Biz onlara rotayı bilip bilmedikleri sorduk ve öğrendik ki önden giden Şahap zaten Aladağlar'da yıllardır rehberlik yapıyormuş. Buranın da kestirme olarak rotaya çıktığını söyledi ve biz de aynı kayalar üzerinden yükselmeye başladık. (Çarşağın bize kolay gelmesinin nedeni, sonradan daha da dikleşen kulvarın sonuna kadar çıkmamamız da olabilir.)




Külaha giden rota: Sağ tarafta yükselen ve üzerinde siyah dikey şeritler bulunan belirgin kaya duvarının hemen altından 





Külaha giden rota: Külah ile bu geçiş arasındaki kapı





Külaha giden rota: Kapıdan çıkış


Yarım saat kadar sonra çarşaktan çıkıp sırta ulaşmıştık ve o meşhur zirve külahını gördük. Yarım saat daha kayalar ve çarşak üzerinden ilerledikten sonra külahın altına geldik (08:00). Bu arada doğu çarşağından çıkan TDF'lik kalabalık bir grup önde ilerliyordu (sonradan öğrendik ki tam 33 kişilermiş). Emniyet kemerlerini takıp, 2 çantayı ve fazlalıklarımızı külah altında bıraktık. Tek bir çantaya malzemeleri doldurup, ipi de boynumuza dolayarak tırmanışa başladık. Yavaşlayan Şahap ve arkadaşını geride bırakarak hızla tırmanmaya başladık. İlk başlarda kıvrılarak basamaklı giden rota, kısa bir süre sonra tamamen düz kaya haline büründü, ancak kaya kaymıyordu ve botlarımıza yapışırcasına tutunuyordu. İp açma gereği duymadık. Raporlardan okuduğumuz gibi sol taraftan uzak durup, sağ tarafa doğru doğu duvarının uçurumlarının dibinden yükselmeye devam ettik. Yükselirken daha önce bırakılan çok sayıda sikke, perlon v.s. gördük. Çoğu da paslı ve güvensiz duruyordu. Çarşaktan sonra aklımızdaki ikinci soru işareti olan ve her raporda bahsi geçen boşluk hissi çok fazla etkilemedi doğrusu. Hatta doğu duvarının uçurumlarından kafamızı eğip aşağıdaki muhteşem manzaraya sıklıkla baktık.



Yaklaşık 2 saatlik tırmanışın sonunda çürük ve ince bir geçişe ulaştık. Biraz yükselince zirvenin bayrağını ve zirvede duracak yer arayan 33 kişilik TDF ekibini gördük. Neyse ki biz oraya ulaşmadan önce inme kararı verdiler. 15 dk kadar bu dar kılçıktan geçmelerini bekledik. Sonunda zirve ile aramızda hiç kimse kalmamıştı. Kısa bir süre sonra zirvedeydik (09:15).

İleride zirve ve zirveye giden sırt geçişi:




Zirve defterini yazıp bol bol fotoğraf çektirirken arkamızdan yükselen Şahap ve arkadaşı da zirveye ulaştılar. Üçümüzün birden fotoğrafını çekecek birini bulmuktan çok mutlu olduk. Onlar gelene kadar kendi kendimizin fotosunu çekebilmek için türlü şekillere girmiştik. Manzara muhteşemdi. Ancak, bir gün önceki gibi yoğun bulutlar toplanmaya ve dağa doğru yükselmeye başlamıştı. Fotoğraf ve biraz atıştırma faslından sonra Şahap, inişi birlikte yapmayı ve 2 ip kullanarak daha hızlı inmeyi teklif etti. Bize de mantıklı geldiği için kabul ettik. İki ipi birbirine bağladıktan sonra pursik inişiyle hızlı bir şekilde indik. Bizim planımız mevcut bolt ve sikkelerden ip inişi yapmaktı ancak bu şekilde hem hızlı hem daha güvenli indik. (Önemli not: Mevcut perlon ve sikkelere çok fazla güvenmemek gerekiyor.) İnişte de çok rahat bir şekilde ayaklarımızın üzerinde ve yine o boşluk hissine fazla kapılmadan alçaldık. Burada en tehlikeli şey sanırım taş düşmesi ki ipin etkisi ile harekete geçen ve kafamızı sıyıran futbol topu büyüklüğündeki kayadan, kendimizi yere atarak şans eseri kurtardık. Külah altına gelince çantalara ulaştık ve soluklanıp birşeyler atıştırdık. Bu arada Şahap ve arkadaşından izin isteyip önden gaza bastık. Çıktığımız rotadan tekrar çarşağa indik ve çarşaktan koşar adım alçaldık. Her çarşağın bir çıkışı bir de inişi vardır :)

Hiç oyalanmadan bivak alanında kaya dibine bıraktığımız fazla eşyaları yüklenerek vadiden aşağı alçalmaya başladık. Çıkarken kaçırdığımız patikayı dikkatlice takip ederek çıkışımızdan daha sorunsuz ve hızlı bir şekilde aşağı indik. Bu sefer tek sorunumuz beynimizi kavuran sıcaktı. Narpuz 2'nin başlangıcında gördüğümüz şelale bütün dertlerimize derman oldu. Kana kana su içtik ve buz gibi su ile serinlemeyi ihmal etmedik.


4 saatte çıktığımız vadiyi neredeyse 1.5 saatte inmiştik. Bunda sanırım biraz da uçağı kaçırma korkusu etkili oldu. Sokulu'da kurulu çadırlarımızı toplayıp aracımızla Çukurbağ'a indik.

http://tr.wikiloc.com/wikiloc/spatialArtifacts.do?event=setCurrentSpatialArtifact&id=8222321


Rapor: Selda Sarıkaya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder