27 Temmuz 2014 Pazar

Güzeller Dağı (3.461 m) - Aladağlar

Güzeller Klasik Rota (26-27 Temmuz 2014)


11. Gün : Kocadölek Kamp alanında kamp
22. Gün:
03:00 Kamptan hareket 
07:30 Tıkaç kayaya ulaşıldı
09:30  Güzeller zirve
10:00 Zirveden inişe başlandı
11:00  Güzeller çarşak başına inildi
14:30 Kocadölek kamp alanına ulaşıldı

1.Gün:
Kazbek Dağı hazırlık programı dahilinde Ramazan Bayramı'nda daha önceden planladığımız Güzeller ve Kaldı Dağı tırmanışları için Cuma akşamı özel aracımız ile Niğde’ye hareket ettik. Klasik bayram yoğunluğu nedeniyle 18 saatlik çok uzun ve zor bir yolculuktan sonra Çukurbağ ’a güç bela ulaşabildik. Bu arada Zirve Dağcılık tırmanış şenliği nedeniyle Mehmet Şenol’un oldukça yoğun bir programı vardı ve telefonla aradığımızda bizden direkt Sarımehmetler kamp alanına gelmemizi rica etti. Biz de kısa bir alışveriş faslından sonra yine aracımızla Sarımehmetler ’in tozlu yollarına kendimizi attık. Bir süre sonra bir anda kendimizi kamp alanındaki kalabalığın içinde bulduk (17:30).
Aracımızı oraya park edip son hazırlıklarımızı yaptıktan sonra, Mehmet Abi’nin traktörüyle hoplaya zıplaya Emli orman girişine ulaştık. Aslında trafik nedeniyle zaman olarak planladığımızın oldukça gerisinde kalmıştık. Aynı gece zirve yoluna düşeceğimizden dinlenmek için de zamana ihtiyacımız vardı. Bu arada Kocadölek ’te su olduğu bilgisini almamıza rağmen, işimizi riske atmadan (sonraki Kaldı faaliyeti nedeniyle bu kampta 4 gün kalacaktık) en azından içme suyumuzun yanımızda olmasını istedik. Çantalarımızı 1,5 litrelik sular ile doldurduk; yetmedi elimize de 5’ler litrelik büyük suları yüklenip ormanın döne kıvrıla giden yolunda ilerlemeye başladık. Yüklerimiz oldukça ağırdı ve elde büyük sular taşımak da oldukça konforsuz bir şey. Ancak bu yolun maksimum 1 saat süreceğini bildiğimizden bu eziyeti çekmeyi göze aldık. İyi bir tempo ile tahminimizden de kısa bir sürede  (45 dk.) Kocadölek kamp alanına ulaştık.

Emli Ormanı ve sularımızla biz

Hemen çadırlarımızı kurup sandviçlerimiz ile Selda’nın yaptığı ve buraya kadar taşıdığımız leziz böreklerden atıştırıp, çayımızı yudumladık. Bu arada civarda hayvanlarını otlatmakta olan çoban Gökhan da bize eşlik etti. Yer yer eğlenceli, yer yer derinleşen sohbetimizle beraber gün batımını bulduk. Hava da soğumaya başlamıştı yarın için çantalarımızı toplayıp tulumlarımıza girdik.

Kocadölek'ten manzara

2.Gün:
Gece 02.00’de kalktık dünün yorgunluğu ve uykusuzluğun etkisi ile deliksiz uyumuşuz. Telefonunun alarmı ile yerimden fırladım. Gece oldukça sakin, rüzgârsız geçmişti ya da bana öyle gelmişti. Hava durumuna göre C.tesi ve Pazar gök gürültülü yağmur gösteriyordu. İşte dağda en sevdiğim şey! Hava bulutlu olmasına rağmen yağış yoktu.

Saat 03.00’te tüm ekip hazırdı ve tam da planlanan saatte yola çıktık. Daha önce bu yolu Lahitkaya zirvesine çıkarken yürümüştüm  ve GPS kayıtları yüklüydü. Güzeller klasik rota için ise ne bir GPS rotası ne de doğru düzgün bir faaliyet raporu bulabildik. Hep aynı şeyler "Güzeller güney çanağına gir, çarşaktan yüksel, tıkaç kayayı geç ondan sonra devam et". Biz de en azından Lahitkaya ’ya klasik rota girişine kadar gidip ondan sonra duruma bakacaktık. Sıyırma vadisinden dere hattı boyunca yavaş yavaş yükseldik. Hava kapalı olduğu için, gece oldukça karanlıktı, yıldız ışığı bile yoktu. Yer yer kısa kaya geçişleriyle beraber, belirgin bir patika üzerinde yükseldik. Bazı yerlerde özellikle taş ve kayalık bölümlerde patika kayboluyordu. Gün ağarırken artık sağımızda Lahitkaya zirvesini, solumuzda Cebelleri görür hale gelmiştik. Kısa bir molanın ardından ulaştığımız bir sırttan alçalarak artık sağa ayrılan vadiye girmiştik. Cebelleri solumuzda, Güzeller ve Lahitkaya'yı sağımızda gördüğümüz noktada Güzeller ve Lahitkaya arasında uzanan dar vadiden sağa devam etmek gerekiyor.




Güzeller Dağı’nın geniş tabanı hizasında, Mordor gibi yükselen duvar ve kulelerin altından devam edip, Güzeller’ in en sağ noktasına ulaştığımızda rota girişine geldiğimizi anladık.



Dağın en güney tarafı burasıydı.  Yukarı doğru yükselen ve sonunda dar bir kapıya giren geniş çarşağı gördük ve buraya doğru yükselmeye başladık. 


Çarşağın solundan yükselip sağa doğru geçiş yaptık. Ancak daha sonra fark ettik ki aslında dağın altından düz devam edip, sonra sağdan yükselseymişiz daha az uğraşacakmışız. Çünkü bu mevsimde henüz erimemiş olan ve gireceğimiz kapıdan aşağıda geniş bir yüzey oluşturan kar kütlesini yan geçmemiz gerekti. 

Yan geçişi yapıp iyice sevimsizleşen çarşakta yükselip rotanın oldukça daraldığı kapıya ulaştık. Kapının girişinde de oldukça yoğun kar birikmişti. Bu nedenle en sağdan ve kar kütlesinin kayadan ayrıldığı, anca bir kişinin sığabildiği boşluktan girdik.


  
Girer girmez meşhur tıkaç kayayı gördük (07.30). Başka yer olamazdı.. Aynen anlatıldığı gibi dar kapıdan geçince rotanın ortasında kalan kocaman bir kaya kütlesi. Çok yüksek bir geçiş değildi, çok da zor görünmüyordu. Ancak tıkaç kaya dibine gelene kadar bastığımız kar ve eriyen suların oluşturduğu çamur nedeniyle botlarımızın tabanı oldukça kaygan bir hal almıştı. Mesut önden tırmandı ve tıkaç kayayı aşarak üstteki sete ulaştı, ardından Neslihan tırmandı ve ayaklarının oldukça kaydığını söyleyerek biraz da uğraşarak sete ulaştı.



Üçüncü sırada ben tırmanacaktım, ilk birkaç adımı atıp yükseldim her şey yolunda görünüyordu. Ancak burada kulvar daralıyor sol taraftaki dar kaya hareket alanını kısıtlıyordu. Büyük çantam ve her iki tarafına taktığım batonlar nedeniyle iyice sıkışmıştım. Burada sağ ayağımı yükseltip sağ taraftaki sete adım atmam ve o ayak üzerinde yükselmem gerekiyordu. İşte ne olduysa burada oldu ben sıkışık halden kurtulup ayağımı sete atmaya çalışırken, ıslak ve çamurlu ayaklarımın her ikisi birden daha önce basıldığı için iyicene ıslanan kaya üzerinden kaydı. Bu ani olay karşısında ellerimle de kendimi tutamadım ve 2-3 metrelik setten aşağıya yuvarlandım. Bana oldukça uzun gelen ancak saniyelik bu düşüşten şans eseri çok ciddi bir yara almadan kurtuldum. Ellerim ve parmaklarımla derin yarıklar ve kanama vardı, düşerken kalçamı ve bacağımın sağ tarafını kayaya çarptığım için o kısımlarda acı vardı ancak vücudun sıcak olması ve yüksek adrenalin nedeniyle çok fazla bir acı vb. hissetmedim ve doğruldum, çok şükür ayağa kalkabiliyordum. Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra Selda’ya devam etmek istediğimi söyledim, düşüşümün tamamını gören ve tırmanış konsantrasyonunu kaybeden Selda devam etmek istemediğini iletti. Aslında normal şartlarda benim de devam etmemem gerekiyordu. Hem olayın şoku daha geçmemişti, hem de sıcağı sıcağına bir yara, kırık vb. olsa hissetmeyebilirdim.  Daha yukarıda başka problemler çıkabilirdi.  Ancak o an içimdeki devam etmek isteği daha ağır bastı, bu şekilde bu şoku daha kolay atlatabileceğimi ve 2 gün sonraki Kaldı Dağı’na kafaca daha hazır olabileceğimi düşündüm. 

Selda ’yı aşağıda bırakarak, düştüğüm yerden yeniden tırmandım ve Mesut’un da yardımıyla üst sete çıktım. Burada küçük mağara gibi bir şey var ve üzerinde ilkinden daha az uğraştırıcı bir kısa tırmanış daha var. İlki tamam da bu ikincisi hiçbir yer yazmıyordu. Neyse ki ilk set kadar uğraştırıcı olmadı ve yeni bir olay yaşanmadan burayı da tırmandık. Burada iki varyasyon yaptık, ben mağaranın solundan yan geçerek basamaklı kaya setinden yükseldim. Mesut ve Neslihan da tam mağaranın içinde yükselen düz ama dar kulvardan tırmandı. Yukarıda buluştuk. 



Bundan sonra karşımızda düz bir çarşak çıkışı göründü ve yükselmeye devam ettik. Burada da yine elimizde rota bilgisi olmadığından sola mı sağa mı yakın yükseleceğimizin kısa bir değerlendirmesini yaptıktan sonra zirvenin solumuzda olduğundan hareketle sola doğru yükseldik. Bu arada yoğunlaşan sis nedeniyle görüş mesafemiz oldukça düşmüştü. Biraz göz kararı biraz da Mesut’un Google Earth ’te eliyle çizdiği rota civarında yükseldik. GPS ’imde de rota yoktu ancak zirvenin yeri işaretliydi. Sis nedeniyle önümüzdeki yükseltileri göremiyor zirvenin hangisi olduğunu kestiremiyorduk.  Bir süre bu şekilde ilerledikten sonra artık önümüzdeki son hattı gördük ve buradaki en yüksek noktaya doğru tırmandık. Kaya-çarşak karışımı, biraz da Emler ’in son birkaç yüz metresini andıran bir çıkışla zirveye ulaştık. (09.30)



Zirvede diğer zirvelerdeki gibi belirgin bir baba, direk veya zirve defteri yoktu. Taşların arasına bırakılmış ve üzerinde zirve notları yazılı birkaç kağıt parçasıyla birlikte, bir taş yığınının üzerine bırakılmış bir tahta parçası vardı. Biz de rota için bastığımız A4 kağıdının arkasını zirve defteri yaparak yazdık ve taş yığınının altına bıraktık. Bu arada güzel bir Aladağlar manzarası görmeyi umarken, sisten başka hiçbir şey göremedik.

Fotoğraf faslından sonra çok fazla oyalanmadan inişe geçtik. Düzensiz bir çarşak yapısı vardı dağın. Bazı yerler oldukça hızlı ve rahat inilen ve topuk yapılabilen güzel çarşak iken birden altı slab kaya olan ve üzerinde basılınca kaydığınız yapıya dönüşüyor; bazı yerler de sertleşmiş topraktan oluşan ve hiç kaymayan bir zemine geçiyordu. Bu şekilde düşe kalka alçaldık. Bu arada zeminden aşağı kulvara yağmur gibi taşlar düşüyordu, ne kadar dikkat etsek de bu taşları düşürmeden ilerlemek imkânsız gibiydi.



Bu arada aşağıda (Selda): Önder’ ler gittiğinde ekip gözden kaybolana kadar takoz kayanın altında bekledim biraz. Hem olayın şoku hem de kardan ıslanmış ellerimin üşümesi nedeniyle titriyordum. Güneş hala dağın arkasında idi. Biraz kendime gelince aşağıya, güneşin hafifçe vurmaya başladığı çarşak girişine kadar indim. Rahat bir kaya bulup Önder’ leri bulmaya çalıştım kayalar arasında yukarıda.. Biraz sakinleşince, bir şeyler atıştırdım. Sonra etrafı seyrettim. Koskoca dağda böylesine yapayalnız olmak, derin sessizlik, arada düşen taşların çıkardığı gürültü, kuşların geçişi, sisin dağlar arasındaki oyununu muhteşemdi..

Sonra uzaktan sesler gelmeye başladı aşağıdan. Epey kalabalık bir grubun karşıdaki Lahitkaya ’ya doğru yürüdüğünü gördüm. 6-7 kişilik bir ekip de Güzeller’in çarşağını çıkıyordu. Zirve ekibiydi gelenler. Ekip liderine durumu anlattım ve ekibin yaklaşık 1 buçuk saat önce çıkışa başladığını söyledim. Onlar da çıkış-inişin yaklaşık 3 saat süreceğini, bizim ekibin inişine başlamadan çıkmaya başlayabileceklerini söyleyip kapıya doğru tırmanmaya başladılar. Ekipten 2 kişi de çıkmaktan vazgeçti ve benim yanımda kaya beğenerek, yayıldılar. Bu arada ben bizim ekibin nasıl ineceğini düşünüyordum kara kara ki, Zirve ekibinde ip olduğunu görünce çok sevindim. 

Zirve ekibi kapıya ulaşıp son hazırlıklarını tamamladıklarında Önder’leri gördüm çok yukarılarda. Sabah 1 saatte çıkamadığımız çarşağı 10 dk da tırmanıp Zirve ekibine bizim ekibin inişe geçtiğini (ki onlar bulundukları noktadan göremiyorlardı yukarıdakileri) ve faaliyete başlamamalarını bağırarak anlattım, neyse ki anlaşabildik ve beklemeye başladılar. 

Bu sırada yukarıda…. :
Tam kapı girişinde bizim inmemizi bekleyen bir başka ekip vardı. Rotada taşlar havada uçuşurken girmemeleri oldukça mantıklı bir hareketti. Biz de olabildiğince seri bir şekilde aşağıya inmeye çalışıyorduk. Kısa bir zaman sonra tırmandığımız ikinci kayaya geldik ve buradan da sorunsuz bir şekilde indik. Biraz daha alçaldığımızda benim çıkarken düştüğüm tıkaç kayaya ulaştık.



Bu arada bizi bekleyen Zirve ekibiymiş. Ekibin lideri Hasan Hüseyin hocadan ipleri olup olmadığını sorduk, madem bir ekip gelmişti, en azından inişi riske etmeyelim dedik. (Oysa ki çadırımızda gereğinden de fazla teknik malzememiz vardı ama yanımıza almamıştık!.) Sağ olsun kendisi de yanımıza tırmanıp küçük mağaranın içerisinde bir babaya perlon ile istasyon kurdu. Bu istasyonu aşağıda çıkmak için bekleyen yaklaşık 10 kişilik Zirve ekibi de kullanacaktı. Bu arada tıkaç kayanın hemen üzerinde sağda bir iniş sikkesi var; bu da iniş ve çıkış için kullanılabilir. Emniyet kemerimiz olmasa da ipi belimize dolayarak setten sorunsuzca indik ve Zirve Ekibi ’ne teşekkür ettikten sonra çarşak girişinde bizi bekleyen Selda’nın yanına alçaldık.

Sonrası çıktığımız yoldan vadi boyunca alçalarak kamp alanına ulaşmakla geçti. Dönüş yolu her zaman ki gibi olduğundan uzun sürmüş gibi geldi. Ertesi gün öğleden sonraya kadar dinlenmek için vaktimiz vardı, iyi bir uykunun hayali ile sucuk ziyafetinden sonra çadırlarımıza çekildik. Yarın için kalk saati yoktu J


Güzeller aslında rotanın tamamı düşünüldüğünde kolay sayılabilecek bir dağ. Ancak rotanın çok küçük bir kısmında, çok kısa bir tırmanış parkuru aslında tek problem.  Ne kadar kısa ve önemsiz görünüyor olsa da hafife almamak gerekiyor.  Benim başıma geldiği gibi bir kaza olması ihtimali her zaman var. Bize de bu ikinci ders oldu. Kaçkarlar Altıparmak zirvesine tırmanışta da teknik malzememiz olmasına rağmen, yanımıza almamıştık ve iniş gerçekten maceralı olmuştu. Bu dağda da yanımızda her türlü teknik malzeme var iken çadırda bırakmıştık. KISA DA OLSA TEKNİK BİR PARKUR İÇEREN, DAHA ÖNCE GİTMEDİĞİNİZ, ROTAYI TAM BİLMEDİĞİNİZ BİR DAĞA TEKNİK MALZEMELERİNİZLE GİDİN.

GPS Rotası: http://tr.wikiloc.com/wikiloc/view.do?id=8217006


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder