• Selda

Meksika: Şehirler, Gezilecek Yerler

Meksika'da Mart-Mayıs 2018 arası toplam 62 gün kaldık ve 31 farklı şehir ve kasabada bulunduk. Yazıyı ise yeni yazabiliyoruz. :) Son şehrimiz Bacalar'a kadar 60 gün vize aldığımızı düşündüğümüz için (daha doğrusu pasaport polisi öyle dediği için) gitmek istediğimiz bazı yerlere gidemedik. İyi ki de öyle olmuş yoksa Meksika'dan çıkamayacakmışız. :)


Bu yazıyı okumadan önce Meksika'ya dair genel bilgileri ve seyahat notlarını içeren Meksika Seyahat Notları yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. (Üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.)


Meksika'da genel gezi haritamız şu şekilde oldu (hepsini işaretlemedik).



Mexico City

  • Havaalanında bir sürü taksi var değişik değişik renklerde. Yolda gördüğümüz pembe taksiler pahalı ve de kazıklıyor. Zaten sonradan gördük ki havaalanı çıkışından almıyorlar. Uber burada kredi kartı istiyor. Sonra buranın en güvenli taksileri olduğu söylenen, fiyatı gidilecek yerin bulunduğu zona göre ayarlanan ve ne olursa olsun aynı parayı ödediğiniz taksilere gittik. Bileti havaalanının içinden alınıyor bu taksilerin. Biraz pahalı tabi ama dolandırılmaktan iyidir deyip bindik.

  • Coachsurfing çok yaygın ve çok sayıda ev sahibi var.

  • Mümkünse bu şehirde, taksi yerine Uber kullanın. Tüm Meksikalılar da böyle yapıyor zaten.

  • Metroları bizim metrobüs yoğunluğundan belki daha da beter. Millet birbirini eziyor binmek için özellikle işe gidiş saatlerinde. Biz bir kere sabah saatlerinde 4-5 tane trene binemedik resmen.

Sabahları bırakın metroya binmeyi, yürüyen merdivenden yukarı çıkılmıyor.
  • Metroda ve diğer kalabalık yerlerde yankesicilik olabiliyor. Çantamız önde dolaştık hep. Cüzdana, çantaya dikkat etmek gerekiyor.

  • Çok tehlikeli bir şehir diye biliniyor ama biz gece de dolaştık, karanlıkta sokaklarında yürüdük ama açıkçası kötü olayla karşılaşmadık, ya da hiç tedirgin hissetmedik. Yine de büyük şehir dikkat etmek gerekir. (İstanbul'da da öyle değil mi?)

  • Metro ağı çok yaygın ve büyük. Hemen hemen her yere metro ile ulaşabiliyorsunuz. Sabah 6 gibi başlayıp, gece 12'de bitiyor metro. Biniş için biletler 5 peso. En ucuz toplu taşımalardan biriydi gerçekten. Zorunlu bir ulaşım kartı almanıza gerek yok. Bir avantajı da yok. Biletle seyahat edebilirsiniz. Gişeler kapandıktan sonra kiosk'lardan bilet alabiliyorsunuz ama her istasyonda yok. Biz bu yüzden bir ulaşım kartı almıştık biletle uğraşmayalım diye.

  • Metroda ayrı kadın bölümü var. Bu bayağı garibimize gitti ilk gördüğümüzde.

  • Şehrin her yerinde umumi tuvaletler var. Ne de olsa bira içmeyi çok seviyorlar. :)

  • Futbol hastalıklarının yanında "Lucha Libre" denen Amerikan Güreşi'nin Meksika versiyonu şova bayılıyorlar. Güreşçiler burada özel maskelerle sahaya çıkıyorlar ve yenilen güreşçinin maskesi çıkarılıyor. Bir nevi onuru zedeleniyor. Arena Mexico'da Lucha Libre cuma, pazar maçlar var. Giriş 100 peso. Biz de evinde kaldığımız Fernando ile beraber gittik. İçerisi tıklım tıklımdı.

Lucha Libre Amerika Güreşi'nin Meksika versiyonu.
  • Arena Mexico'dan çıkıp biraz yürüyünce Puşkin Parkı’na geliniyor. Merida caddesi üzerinde çok şık barlar, "tacos" çular ve en önemlisi rock barlar var. Hareketli bir yer.

  • Şehrin güney tarafı Coyoacan bölgesi çok sakin. Az katlı evler, geniş caddeler, parklar. Daha Avrupai havası var. Burada Cafe el Jarocho ‘da kahve içmek gerek. Çok eski bir kahveci, mekan biraz köy kahvesi gibi ama kahvesi çok güzel.

  • Frida’nın evi de bu bölgede. Eğer bu evi gezmek istiyorsanız erken gidin, çok kalabalık oluyor.

Frida Kahlo müzesi girişi her daim kalabalık.
  • Naucalpan'da Javier Senosiain adlı mimarın çalışması olan Nido de Quetzalqoatl evi var. Burası çok ilginç dizaynlı bir ev ve isterseniz belli bir ücret karşılığı gezebiliyorsunuz, isterseniz konaklayabiliyorsunuz da. Tabii ücretinin biraz tuzlu olduğunu söyleyelim.

  • Templo Mayo Müzesi, Ottoman Müzesi, Güzel Sanatlar Müzesi (binası muhteşem), Botanik Bahçesi, Antropoloji Müzesi (Starbucks’ın karşısındaki kafe çok keyifli), Vivoros Parkı gezilip görülecek yerlerden birkaçı.

Güzel Sanatlar Müzesi (Museo de Palacio de Bellas Artes)
  • La Reforma caddesi bizim Maslak gibi. Kocaman gökdelenler, bankalar v.s var. Atatürk heykeli de var bu cadde üzerinde küçük bir parkta.

  • La Hija de Los Apaches’e gidilebilir. Yerel halkın çılgınlar gibi dans ettiği kahve görünümlü gece kulübü. Burada yüzlerce insan toplanıp sabah kadar salsa yapıyor.

Çok eğlenceli bir salsa mekanı. La Hija de los Apaches. Meksika'lılar o kadar sıcak ki sanki mekandaki herkesi 40 yıldır tanıyormuşuz gibi hissettik.
  • Salon Rios Restaurante oldukça kokoş, dans edilen bir mekan canlı müzikle. Altı son derece şık bir restoran-bar, üst tarafı ise kocaman bir salsa salonu, canlı müzik de oluyor. İnsanlar deli gibi dans ediyorlar.

  • Şehirde Kuzey ve Güney otobüs terminalleri var. Gidilecek bölgeye göre terminal seçilmesi gerekiyor. Bilet alırken hangi terminal olduğunu kontrol etmek gerek. İkisine de metro ile ulaşılabiliyor. Mesela Guadalajara için Güney terminaline gittik.

  • İdeal Pastaneleri inanılmaz. Rengarenk pastalar, poğaçalar, ekmek, kapkek vb dolu. İnsanlar poşet poşet, kutu kutu pasta, şekerleme, hamur işi alıyorlar buradan. İçerisi ana baba günü. Çok fazla tatlı, hamur v.s. tüketiyorlar gerçekten.

  • Burası İstanbul gibi çok büyük bir şehir ve çok kalabalık. Geceleri de İstanbul geceleri gibi, trafik oluyor. Metrolar, caddeler, her yer kalabalık.

  • Şehrin kuzeyinde ünlü Teotihuacan piramitleri var. Terminale ulaştıktan sonra zaten her yerde yazılı Teotihuacan diye çok giden olduğu için. Ama bulamazsanız da kime sorsanız gösterir nereden kalktığını. Terminalde zaten hemen anlaşılıyor neresinin bilet kuyruğu olduğu. Bir sürü gringo bekliyor. Rehberli turla gitmek mümkün ya da girişte de rehber bulunabiliyor. Bu piramitler de çok kalabalık oluyor. Özellikle Güneş tapınağının üstüne çıkabilmek için metrelerce sıra oluyor insanlar ve o sıcakta pek çekilmiyor. Bölgeye erken gidip ilk önce buraya çıkmak lazım. İlk gittiğimizde boştu çünkü. Sonra turlar gelince çok kalabalıklaştı.

Teotihuacan Antik Kenti.
  • Teotihuacan otobüsü Terminal Del Norte (Kuzey Terminali) durağından kalkıyor. Tek yön 52 p. Yaklaşık yarım saat sürüyor yol.

  • Yanınızda su, sandviç, atıştırmalık, güneş kremi ve şapka getirin. O kadar büyük bir yer ki bir de aşırı sıcak. Su mutlaka olmalı.

  • Buranın çıkışındaki yemekçilerde tacos, burritos filan var. Yemeden önce fiyatını sorun, çok fena kazıklıyorlar.

Tepotzlan

  • Tepotzlan, bizim Olimpos gibiymiş zamanında, bir hippi kasabasıymış ama şimdi ünlenmiş, turizm patlamış. Yerel halk özellikle Mexico City'ye yakın diye buraya hücum ediyor. Hele tatil günü ya da hafta sonu ise tıklım tıklım oluyor. Biz gittiğimizde de hafta sonuydu ve çok kalabalıktı. Küçük, şirin bir kasaba esasında. Çok eski bir kilise var. Güzel koloniyal evler var ama sokaklarda o kadar çok tezgah vardı ki evler görünmüyor.

  • Kasabanın etrafını çevreleyen çok güzel ve değişik kaya oluşumları var.

  • Tepotzlan'a güney terminalinden (Terminal del Sur) gidiliyor. Taxqueña durağında (Linea 2 - Mavi Hat)

  • Otobüste kasabaya geldiğinize dair hiçbir şey söylemiyorlar. Yol üstünde indirdikleri için anlaşılmıyor durak. Bizim gibi sonradan fark edip kasabayı geçebilirsiniz. (3-4 km ileride fark ettik geçtiğimizi. Hemen otobüsten indik ve otostopla dönmeye çalıştık. :) )

  • Şehrin tepesinde bir piramit var. Epey bir yokuşla çıkılıyor ve çok kalabalık. Çıkmak için ve hatta inmek için de sıra bekleniyor. Çünkü son etapları o kadar dik kayalık ki buralara merdiven yapmışlar. Normal yollarla çıkmak mümkün değil. Merdivenlerden teker teker inildiği için sürekli sıra oluyor. Piramitte bir özellik yok, şehri yukarıdan görebiliyorsunuz o kadar. O da muhteşem bir manzara değil ama buraya geldiyseniz mutlaka yukarı çıkın tabii ki.

Tepotzlan'a tepeden bakış.
  • Şehrin kuzeyinde bir başka kasaba "Tepotzotlan" var. İkisini birbirine karıştırmayın, biz az daha Tepotzlan yerine Tepotzotlan'a gidecektik. İyi ki sormuşuz ev sahibimize, son anda fark ettik durumu. :)

Guadalajara

  • Meksika'nın büyük şehirlerinden bir tanesi.

  • Guadalajara Terminal’den şehrin merkezine 616 numaralı dolmuş gidiyor. Ücret 7 peso ve şoföre veriliyor.

  • Taksi de var ama merkez uzak terminalden, taksi ile gidecekseniz pazarlık yapın mutlaka.

  • Burada da Uber var ve nakit para verilebiliyor. Bol bol kullandık oldukça uygun fiyatı.

  • Couchsurfing burada da oldukça yaygın kullanılıyor. Mutlaka bir host bulursunuz. Burada yine Couchsurfing'den bulduğumuz Evarardo'nun evinde kaldık biz de. Çiçeklerle dolu, kocaman bir avlusu olan çok güzel kolonyal bir evdi. Ancak ne yazık ki ev biraz bakımsız ve odalar da pek temiz değildi. Hatta yatağımızda tahta kurusu vardı. Normalinde hostel olarak işletiyorlarmış evi ama bir odasını Couchsurfingcilere ayırmışlar.

  • Şehrin içinde eski otogar var. Burası yakındaki köylere gidiş için kullanılıyor. Tequila biletini buradan aldık.

  • Şehirlerarası otobüs biletleri OXXO marketlerinden de alınabiliyor. Otogara gitmeye gerek yok. 10 Peso komisyon alıyorlar.

  • Guadalajara çok daha sakin bir şehir büyük olmasına rağmen. Sömürge dönemi yapılar bakımsız olsa da korunmuş. Küçük bir şehir değil ama biraz Trinidad'ı andırıyor. Mexico City'den çok farklı. Tek ya da 2 katlı renkli evler, ağaçlı yollar var.

  • Birçok gezip görecek yer, bina, müze, park var. Tarih ve sanat açısından çok zengin bir kent.

Her taraf, tarih, sanat. Hospital Civil Frey Antonio Alcalde de öyle. Bir devlet hastanesi ama sanat galerisi gibi.
  • El Pilon de Los Arrieos çok güzel bir meydanda nefis bir restoran. Normalinde özel keçi etinden yemekler yapılıyormuş. Günün menüsü de çok güzel ve hesaplı idi. Yemek için yer önerisinde bulunmayız genelde. Burası gerçekten güzeldi ( ya da bize öyle geldi ), yediğimiz en güzel yemeklerden birini yedik burada.

  • Soğan turşusu yedik, muhteşemdi. (İlk burada yedik ama sonradan tüm Meksika seyahatinin vazgeçilmezlerinden oldu.)

  • Ana meydanlarda, sokaklarda gece gayet rahat dolaşılıyor. Bize oldukça güvenli geldi burası. Gece gece tüm ara sokaklara, meydanlara yürüyerek gittik, hatta garip görünümlü mahallelere, sanayi bölgesine v.s. girip çıktık. Bir olumsuzluk, tedirginlik hissetmedik.

  • Bir metro hattı yok ama her sokağa, her köşeye giden acayip bir minibüs ağı var. Zaten caddeler sürekli minibüs dolu.

Tequila

  • Tekila içkisine adını veren ve halen bu içkinin üretim merkezi, anavatanı olan Jalisco eyaletinde bir kasaba.

  • Tequila'ya otobüs 108 peso ve otobüsler Guadalajara eski terminalden kalkıyor.

  • Guadalajara’dan yaklaşık 70 km ve 2 saat sürüyor yol.

  • Çok bakımlı ve güzel bir köy. Aşırı turistik. Fiyatlar da buna orantılı olarak pahalı.

  • Biz kendimiz gittik ama turla gitmek de mümkün. Tequila paket turları 500 Peso civarı Guadalajara'dan. Ulaşım, üretim yerlerinin ve agave tarlalarının gezilmesi, yapım prosesinin anlatılması ve tekila tadımı içeriyor. Bunlara ilginiz varsa direkt turla gitmek daha mantıklı. Yolla birlikte aynı hesaba geliyor hemen hemen. Buranın en ünlü üreticisi Jose Cuervo'nun üretim yerlerinin giriş fiyatını sorduk, 250 peso dediler. Biz girmedik açıkçası, çok da ilgimizi çekmediğinden.

  • Jose Cuervo, Jimador, Antigua, Herradura, Don Julio, Cava de Oro buradaki ünlü tekila markaları. Hiç görmediğimiz, duymadığımız başka bir sürü marka daha var. Hepsinin burada üretim tesisleri var. Bizim en çok bildiğimiz Olmeca ‘yı tekiladan saymıyorlar. Meksika'lıların içmediği ve diğer ülkelere sattığı bir tür alkollü içecek diyorlar. Tanıdık marka olarak bir tek Sierra var. :)

Tekila satan bir dükkandan birkaç tekila markası. Bazı dükkanlar tadımlık shot şeklinde satış da yapıyorlar.
  • Tekila, buraya özgü Mavi Agave bitkisinden (Blue Agave (Agave Tequilana) Weber) üretiliyor. Bu agaveye bizde sabırotu deniyormuş ama hiç duymadık açıkçası. Bu bitkinin aslında ananasa benzeyen gövdesi işe yarıyor, yaprakları değil. Bu gövdenin olgunlaşması da 10-15 sene sürüyormuş.

Tekilanın yapıdığı "mavi agave" tarlaları yol boyunca her yerde görülebiliyor.
  • Yol boyunca hep agave tarlalarından, tekila üretim merkezlerinde geçiliyor.

Guanajuato

  • Guanajuato yamaçta çok renkli evlerin olduğu bir şehir. Aslında eski gecekondu gibi evler ama kırmızı, yeşil, mavi, sarı vb boyamışlar evleri ve çok değişik bir hal almış şehir.

  • Bu yamaç kısmı biraz labirent gibi, adres tarifini güçleştiriyor. Bir yerleri bulmak oldukça zor.

  • Şık restoran, bar ve oteller de var burada. Oldukça turistik olmuş. İnsanlar (yerli ve yabancı turistler) epey bakımlı, düzgün giyimliler. Biz şort, sandaletlerle dolaştık, güldük halimize :)

  • Şehrin altı tünellerle dolu. Bu tüneller sokaklara açılıyor, bazen yer altından geçip kocaman bir meydana ulaşıyorsunuz. Tünellerin ve sokakların yerini bilmiyorsanız hemen kayboluyorsunuz.

  • Dik bir yamaca kurulu. Bu nedenle bazı yerlerde epey yokuş çıkmak gerekiyor.

  • Eskiden maden şehriymiş burası zaten şehirdeki tüneller de eski maden tünelleri.

  • Araç trafiği genelde aşağıdan tünellerden ilerliyor.

Şehrin araba geçen caddeleri de bu şekilde, bazı kısımları yeraltında.
  • Tüm evlerde birkaç köpek var, her taraf demirli. Buradaki köpekler agresif ve evi korur nitelikte. Şu an o kadar olmasa da bir ara ciddi güvenlik sorunu varmış galiba. Turistik dönüşümden sonra düzelmiş.

  • Mahalle bakkalları bile demirli, içeri girilmiyor, demirden ne istediğinizi söylüyorsunuz, içeriden size getiriyorlar.

  • Ara sokaklar çok dar ve karanlık. Gece çok tırsınç oluyor ve zaman zaman tehlikeli de olabildiğini söylediler.

Kaldığımız yere giden sokak.
  • Bazen tekinsiz tipler oluyor sokak aralarında. Bu tipler hırsız olabiliyor. Dikkatli olmak, uzak durmak lazım. Bir gün kaldığımız evin kapısını açınca karşımızdan bir genç çocuğun geçtiğini gördük ve gayri ihtiyari göz göze geldik bahçenin dışında. Yüzünü buffla örtmüş. Yanında tehlikeli görünen köpeği ile, kapşonunu da örtmüş bu genç bize bakıp her zaman kullandığımız yoldan aşağı inmeye başladı. Bu arada bahçe kapısı kilitli ve etrafında yüksek demirler var. Bahçe kapısından sokağa çıkınca biraz ilerideki bakkal teyze onu gösterip "oradan gitmeyin" filan dedi. "Bu genç sakat bir tip, sizi gördü, kötü bir şey yapabilir, başka yoldan gidin" dedi. Biz de ana caddeye inip arkadan dolaştık. Bir şey olur muydu bilemiyoruz ama uyarıları dikkate almak lazım.

  • Martta çiçek günü var. Her yer rengarenk çiçekler, konfetilerle dolu oluyor.

BU rengarenk festival bayraklarını Meksika'nın her yerinde görebilirsiniz.
  • Los Lobos ve Golem bar güzel barlar. Özellikle Los Lobos'un terası çok güzel.

  • Plaza Mexiamora çok güzel bir meydan. Bu şehrin en güzel yanı böyle aniden karşınıza çıkan meydanları. Şehri keşfetmek çok keyifliydi.

  • Pipila heykeline fünikülerle çıkılabiliyor. Manzara çok güzel yukarıdan. Gün batışını seyredebilirsiniz. Yürüyerek de inilip çıkılabiliyor. Kalabalık oluyor.

Pipila tepesinden şehir manzarası.
  • Plaza La Plaza, Diego Riviera, Mumya Müzesi, Büyük Pazar, Plazuela de San Fernando meydanına gidilebilir.

  • Günün yemeğini (Menu del Dia) satan yerler var. Uygun fiyata yemek yenebiliyor. Restoranlar genelde turistik ve pahalı. Daha çok yerellerin yediği bu lokantalarda daha ucuza yemek yiyebilirsiniz.

  • Callejon del Beso (Öpücük Sokağı) diye dar bir sokak var. Burası o kadar dar bir sokak ki karşılıklı evlerin balkonundan birbirini öpebiliyormuş insanlar. Buna ilişkin romantik bir aşk hikayesi de var. Şimdilerde herkes bu sokakta fotoğraf çektirmek için saatlerce bekliyor. Çok kalabalık ve sıra oluyor. Biz fotoğraf için o sıraya girip beklemedik ama çektirecekseniz erken gitmek lazım.

  • Otobüs sistemi de iyi. 7 pesoya örneğin terminale gittik. Otobüs terminalleri gayet temiz ve ferah. 614 pesoya da Mexico City biletlerimizi aldık.

  • Terminal şehrin yeni tarafında biraz dışında.

  • Burada da yine Oxxo'lar var her köşede.

San Miguel de Allende

  • Guanajuato’dan ETN ya da Primera otobüsleri ile gidilebiliyor bu kasabaya.

  • ETN' den 180 pesoya aldık gidiş biletini, Primera’dan da 150 pesoya dönüş biletini.

  • San Miguel de Allende renkli evlerin, meydanların ve kiliselerin olduğu klasik bir sömürge kenti.

San Miguel de Allende'den bir sokak.
  • Burası yalnız biraz daha pahalı ve kokoş gibi. Eski evler hep iyi restore edilmiş, sokaklar v.s. bakımlı, temiz.

  • Aşırı turistik ve kalabalık bir yer.

  • Çok sayıda ABD ve Avrupa'dan emekli göçü varmış. Buralardan ev alıp sakin bir emeklilik yaşıyorlar. Gelen Meksikalı'lar bile farklı. Bu da fiyatları biraz şişirmiş.

  • Tüm tepelere villalar, yeni görkemli konutlar da yapılıyor.

  • Arnavut kaldırımlı sokaklar çok güzel ve fotografik fakat o kadar çok araba var ki giden ve park etmiş. Bütün büyü kaçıyor.

Bu turistik kasabadan ekmeğini çıkarmaya çalışan bir Meksikalı.
  • Meydanlar, kiliseler, lüks lokanta, kafeler, hediyelik eşyacılar, güzel parklar var.

  • Biz günübirlik gidip gezdik ve yeterli de oldu açıkçası. Her yeri gördük. Burada belki birkaç gün geçirmek de iyi bir fikir olabilir.

  • Büyük pazarı bulduk (Mercado Artesanias). Çok güzeldi. Bir sürü rengarenk alınabilecek ıvır zıvır var. Bluzlar, takılar, seramik ve metal şeyler, yıldızlar. Biz sadece Önder’e bileklik alabildik renkli iplerden örülenlerden.

Merkez kilise çok güzel nedense bize Sagrada Familia'yı çağrıştırdı.
  • Büyük kilise oldukça ihtişamlı idi. (Parroquia de San Miguel Arcangel)

  • Şehri yukarıdan gören seyir tepesine çıkılabiliyor. Manzara güzel. Otobüsle de çıkılabiliyor. Biz yürüdük tabi ki.

Puebla

  • Puebla, Mexico City'nin yaklaşık 130 km güneydoğusunda yer alan büyük şehirlerden bir tanesi.

  • Büyükşehir dedik ama Mexico City'den sonra çok güzel ve sakin geldi bize. Genelde az katlı evlerin olduğu, keyifli, eğlenceli, hareketli bir şehir. Biz çok sevdik.

Sanatçılar Sokağı
  • Mexico City'den buraya gelmek için en ucuz otobüs firmasını seçtik. 200 km'lik dağ yollarından ve yaklaşık 4 saatte bu şehre ulaştık. Biraz dandikti otobüs. Bizim köy minibüsleri gibiydi. Her yerde durdu. Önce kuzeye Teotihuacan'a gitti, sonra dağların arasından tekrar güneye indi. Biz bilmediğimizden sormadık ama siz rotayı sorup ona göre bilet alın.

  • Puebla etrafındaki volkanik dağları ile ünlü hatta Popocatepetl Yanardağı da zaman zaman patlıyor. Biz de burada bir dağ tırmanışı yapmıştık Izztaccihuatl tırmanışımızı buradan okuyabilirsiniz.

  • Merkezde sokaklar çok geniş, daha pastel renkler kullanılmış. Açık mavi, pembe, açık sarı, mürdüm.. diğer yerlerdeki gibi koyu sarı ya da kırmızı ev daha az. Puebla güzel bir şehir.

  • Burada da Couchsurfing'te kaldık. Biz, otobüsümüzün de geç kalması ve Luis'in evinin şehrin biraz dışında olmasıyla çok geç ulaştık eve. Gittiğimizde akşam 9 civarında idi. Sürpriz Luis evde yoktu! "Biraz gecikeceğim" demişti. Meksika'nın hiç bilmediğimiz bir mahallesinde, gecenin bir vakti, tenha sokakta oturup Luis'i bekledik. Beklerken de bakkaldan iki bira alıp kaldırımda içtik. Bir yandan "Burada bize bir şey olur mu?" diye düşünüp, diğer yandan "amaan bira da güzelmiş" diyerek Luis'in gelmesini bekledik. Köşe başında el arabasında mısır satan teyze de garip garip bize bakıyordu.

Bilmediğimiz bir şehrin, bilmediğimiz bir sokağında, bilmediğimiz birini beklerken biramızı içiyoruz :)
  • Tüm Meksika'da olduğu gibi burada da couchsurfing çok yaygın. Biz de Luis'in evinde kaldık. 1 Hafta boyunca salonda yerde yattık. Evde iki de İspanyol gezgin vardı. Muhtemelen en konforsuz, en pis konaklamamızdı ama aynı zamanda da en çok eğlendiğimiz 1 hafta oldu sanırım. Luis'in arkadaşları, kardeşi, komşusu v.s. herkesle tanıştık, sürekli müzik, parti, bira... Her akşam parti yapsalar bıkmıyorlar bu Meksika'lılar. :) Luis'e o kadar alıştık ve sevdik ki ayrılırken gözlerimiz doldu karşılıklı.

  • Puebla bölgesinde bir sürü Pueblo Magico (Büyülü Şehir) var. Bu tabir Meksika'da turizmi canlandırmak için küçük kasaba ve köylere ya da tarih, el sanatı, doğal güzellikler v.b. açıdan önemli bazı şehirlere verilmiş, belli bir standarda bağlı bir unvan aslında. Bu şekilde hem turistik açıdan ilgi çekiyor hem de kasabalar, şehirler arasında bir rekabete ve iyileşme yarışına vesile oluyor. Meksika açısından doğru bir hamle olmuş. Güncel olarak 110 civarında pueblo magico var şu an. Biz de çok sayıda pueblo magico'yu ziyaret ettik ve hepsi de oldukça güzel, gidilmesi gereken yerlerdi. Bu unvana sahip bir yer görürseniz düşünmeden gidin. Seveceksiniz.

  • Metro yok ama çok geniş bir ulaşım ağı var. Dolmuş ve otobüsle her yere ulaşılabiliyor şehirde. Diğer şehirlerde olduğu gibi ulaşım oldukça ucuz.

  • Puebla'ya gelmek için Mexico City terminalinde bileti alıp, otobüsü beklerken, Önder cüzdanının olmadığını fark etti. Aradık, taradık bulamadık. Düştü ya da çalındı bilmiyoruz. Polise sordu, güvenliğe sordu pek kimse yardımcı olmadı. Neyse ki içinde çok fazla para yoktu. Biraz nakit, metro kartı ve Puebla biletlerimiz vardı. Biletçiler de tamam sorun olmaz dediler, biletsiz bindik otobüse.

  • Antikacıların, incik boncukçuların olduğu Calle 6 Sur çok güzel bir sokak. Şekerciler sokağı, Antik Pazar, Santa Domingo Kilisesi, katedral, Sanatçılar Sokağı gidilebilecek yerler. Şapel Capilla Rozario kapalı idi. Çok güzelmiş Luis söylemişti. Kalabalıktı kiliseler kutlu hafta nedeniyle.

  • Biblioteca'da (eski kütüphane) görülecek yerlerden. Casa Cultura’nın içinde bu kütüphane. Giriş 40 peso.

  • Şehirde eski tünel sistemi var. Bunu yenilemişler ve müze yapmışlar. Tünelden geçerek yaklaşık 1 km sonra miradora ulaşılıyor. "Zona Historica de los Fuertes" diye geçiyor. Aslında eski Puebla kalesinin olduğu bir tepe. Tema parkı var burada. Teleferikle de çıkılıyor ama biz binmedik, yürüdük. Gerek yok demişti Luis. Parkın en üstüne kadar çıktık. Etraftaki dağlar pusun arkasından görünmüyordu. Gün batışı ve şehrin manzarası güzeldi. Kafeler vb de var burada, çok keyifli bir park. Sırf günbatımı izlemeye buraya çıkılır.

Miradordan gün batımı ve arkada Popocatepetl Volkanı
  • Puebla'da kaldığımız zaman boyunca, gece de gezdik merkezde, sokaklara girdik çıktık, Luis'in mahallesinde gece de çok dolaştık v.s. Bize oldukça güvenli bir şehir gibi geldi Puebla. Hiç tedirgin hissetmedik.

Puebla'nın gece manzarası

Cholula

  • Cholula, Puebla yakınlarındaki pueblo magico'lardan bir tanesi. Gerek tarihi, şirin bir kasaba olduğu gerekse de Popocatepetl Volkanı'na çok yakın ve güzel manzaralar sunduğu için gitmek istedik.

  • Puebla’dan dolmuşla Cholula ‘ya gidilebiliyor. Yaklaşık 13-14 km ve yarım saat sürüyor.

  • Burada bir piramit ve arkeolojik kazı alanı var ve tepesinde de ünlü bir kilise var ( Iglesia de Nuestra Señora de los Remedios ). Erken saatte kalabalık olmadan piramit üzerindeki kiliseye gittik. Aslında fotoğraflarda gördüğümüz dağ-kilise manzarasını görmeyi umuyorduk ama o internetteki fotoğraf açıları yanıltıcı. Gerçekte o şekilde görmek pek mümkün değil. Zaten hava da kapalıydı bizim gittiğimiz gün, hep yağmur yağdı.

Cholula'nın meşhur kilisesi ve arkada Popocatepetl Volkanı. Şu manzarayı görmek için gittik ama bu fotoğraflar çok uzaktan zoom ile çekilmiş yani gözle bunu görebilmek mümkün değil. Foto alıntıdır (www.visitmexico.com)
  • 2 tane daha ünlü ve güzel kilise var yakınlarda. Yürüyerek gittik onlara ama uzaktılar biraz. Biraz daha uzakta olan San Fransisco Acatepec çok güzel bir kiliseydi. Görülmeyi hak ediyor.

  • Santa Semana (Kutsal Hafta) olduğu için sokakları renkli talaşlarla boyamışlardı. Çok güzel bir görüntü gerçekten. Yaşlı, genç, çoluk, çocuk gönüllü olarak bu işte çalışıyorlar.

Santa Semana zamanı tüm sokakla bu şekilde renkli talaşlarla boyanıyor. Çoluk, çocuk, yaşlı, genç bunu için günlerce uğraşıyor.
  • Turistik olduğu için dandik bir yerde yediğimiz günün menüsü bile çok pahalı idi. Biraz kazıklandık burada, garsonlarla tartıştı Önder, sinirlendi. Dil problemi nedeniyle yanlış da anlamış olabiliriz birbirimizi. Günün menüsündeki yemeği başka bir şeyle değiştirebilir miyiz dedik, önce evet dediler sonra çıkarken çorba, yemek, içecek v.s. hepsinin ayrı ayrı parasını aldılar. O şekilde bayağı tuzluya geldi tabii ki.

Oaxaca

  • Puebla’dan Oaxaca'ya Luis'in evindeki İspanyollarla beraber BlaBla Car ile geldik. Yol yaklaşık 3 buçuk saat sürdü. Yaklaşık 1 saat yemyeşil tarlalardan, tepelerden geçtik. Sonra güneye dönünce bir anda sarardı her yer. Kaktüsler çıktı ortaya tekrar. Genelde yeşil ama etraf. Uzaktan dağlar görünüyor sisler arasından. Yol 2 şeritli ama kamyonlar filan acayip sağa yanaşarak gidiyorlar. Böylece kolay sollama yapılıyor. Dağların ve bir kanyonun üzerinden geçtik döne döne. Şoförümüz de son sürat geçti bu yollardan.

  • Az katlı binaların olduğu ve kolonyal mimarinin hakim olduğu bir şehir Oaxaca. Dağların arasındaki vadiye kurulmuş şirin bir yer. Ağaçlar var bu sefer sokaklarda. Çok keyifli bir şehir.

Oaxaca'nın şehir meydanı ve ünlü kilisesi

  • Lokanta, sanat galerileri, kafeler, hediyelik eşyacılar, resim galerileri muhteşem. Zaten sanatı ve yemekleriyle ünlü bir şehir.

  • Dışarıda yemek biraz pahalı. Oaxaca bir zamanlar gezginler için uygunsa bile şimdi epey pahalı. Günden güne popüler bir şehir haline gelmesinin de etkisi var bunda.

  • "Mercado"ların (kapalı halk pazarı) olduğu yerlerde ucuz yemekçiler var ama restoranda doğru dürüst bir şey yemek pahalı. Dominos Pizza bile diğer şehirlere göre pahalı idi. TİTO'S diye bir yer bulduk. Hem hesaplı hem de çok lezzetli fajitaları var. Her gün yedik neredeyse orada.

  • Oaxaca'nın geleneksel yemeği ise mole. Her yerde, her öğün yeniliyor. Birçok çeşidi var. En ünlüsü de mole negro (siyah mole). Bunun içinde baharatların yanında çikolata da var. Evet çikolata. :) Mole aslında tek başına bir yemek değil, bir sos. Türlü türlü baharatların ve sebzelerin karışımı ile yapılıyor ve genelde, et, tavuk, domuz v.s üzerine dökerek yeniliyor. Sos olmasına rağmen bu sos ile hazırlanan yemeklere de mole deniyor. Burada hemen hemen tüm yemekler kapkara, çamur ya da zift kaplanmış gibi geliyor. Bunun nedeni üzerine dökülen siyah mole, şaşırmayın. :)

  • Ana Meydan (Zocalo) ile şehrin ünlü kilisesi Templo de Santa Domingo arasındaki caddelerde bir sürü şık restoran, hediyelik eşyacı, sanat ve el yapımı ürünler satan dükkanlar var. Sanatçılar evi de görülmesi gereken yerlerden. Buraların sahipleri de genellikle buralarda yerleşmiş Amerikalı ya da Avrupalılar.

  • Diğer Meksika şehirlerine göre Zocalo (Ana Meydan)'su daha keyifsiz geldi bize. O, genelde alışık olduğumuz, renkli, eğlenceli şehir meydanı havasını alamadık burada.

Graffiti tüm Meksika'da hatta Latin Amerika'da çok yaygın. Her şehirde nefis örnekleri var. Oaxaca da bunlardan biri.
  • Mercado'larda sebze, meyve her şey bulabilirsiniz. Taze ve ucuz. Fakat burada en çok satılan şeylerden biri de chapulines yani çekirge. Farklı, türde ve boyutta kızartılmış, kurutulmuş çekirge çerez niyetine yeniyor burada, bira ya da mezcal'in yanında. Diğer şehirlerde de var ama Oaxaca'dakiler kadar çok ve çeşitlisini görmedik başka yerde.

  • 20 de Noviembre caddesinde ve marketinde çikolatacılar var. Bizim Beyoğlu çikolatası gibi buraya özgü değişik bir çikolatası var. Kakaolu değişik bir çikolata. Genelde direkt yenmiyor ve sıcak süt ya da su ile karıştırılarak içiliyor.

  • Rock severler için Guns and Beers bar muhteşem. Terası ve yemekleri de gayet güzel. Müzikleri de öyle. Her gittiğimizde doluydu, sevilen bir yer galiba. Ayrıca gün içinde de promosyonlar oluyor (burada işte iki al bir öde, ya da 6'ya kadar şu fiyata iç gibi şeylere promosyon diyorlar.).

  • Oaxaca her yönüyle, yemekleri, tarihi, mimarisi, eğlencesi v.s. sevdiğimiz şehirlerden biri oldu. Planladığımızdan da fazla kaldık burada.

  • Oaxaca'nın ünlü içkisi mezcal. Mezcal de tekila gibi agave bitkisinden üretiliyor. Fakat tekila sadece mavi agaveden üretilirken, mezcal, birçok farklı agave türünden üretilebiyor ve buna göre de aroma ve tatları farklılık gösteriyor. Mezcal şişelerinin dibinde kurtçuklar oluyor. Hatta bazı türlerde akrep ve yılan koyuyorlar aroma vermesi için. Hepsinde kurt olması şart değil. Üzerinde "con gusano" yazanlar kurtludur.

  • Mercadolarda farklı mezcal'leri deneyip alabiliyorsunuz. Deneme ile sarhoş bile olunabiliyor. Çok sert bir içki.

Hem tekilanın hem de mezcalin yapımında kullanılan agave bitkisinin gövdesi. Yaprakları işe yaramıyor, kesilip atılıyor.
  • Oaxaca’dan Monte Alban piramitlerine gidilebilir. Buraya da tur ile gitmeye gerek yok bizce. Mina caddesinden kalkan dolmuşlar ile kişi başı 55 peso'ya gidilebilir. Merkeze 5 km mesafede. Dönüş otobüsleri de saat başı.

  • Monte Alban, 8. yüzyıl, Kolomb öncesi döneme ait bir zapotec yerli antik kenti. Aslında beklentimizin üzerinde güzel bir yermiş burası. Buraya gelirseniz mutlaka 1 gün ayırın, gitmeye değer bir yer. Yukarıdan şehir manzarası da görülebiliyor.

Monte Alban beklentilerimizin çok üzerinde çıktı. Görülmeye değer.
  • Şehirden alınabilen turlarla etraftaki köyler ve ilginç yerler gezilebiliyor. Pueblo magico olan civar köylere gidebiliyorsunuz. Turda rahat bir araçla bir sürü yeri gezebiliyorsunuz. Kendiniz de gidebilirsiniz ama uğraşmak gerek. Bir hesap kitap yaptık ve turla gitmeye karar verdik. Öğlen yemek ekstra oluyor. Biz kendi sandviçimizi götürdük, yemeğe para vermedik. Şehirde bir sürü tur var. Hepsinde içerik aynı zaten. Ama bazıları çok yüksek fiyat veriyor. Pazarlık etmek gerek. İngilizce grubunu mutlaka söyleyin. Hoş söyleseniz de İngilizce bilmeyen rehber geliyor her türlü :)

  • Bu turlarla Santa Maria Del Tule ‘e gittik ilk önce. Çok yaşlı ve çok büyük bir ağaç var burada. Dünya'nın en kalın ağacı diye biliniyor. Çapı 14, çevresi 42 metreymiş. Tüm ağacı çevrelemek için 30 yetişkinin el ele vermesi gerekiyormuş. Ağaç gerçekten çok güzel, çok etkileyici. Hatta bu dalların farklı ağaçlara ait olduğu iddia edilmiş ve yapılan DNA testinde tüm köklerin ve dalların aynı ağaca ait olduğu tespit edilmiş.

Thule'deki devasa ağaç
  • Sonra Teotitlan’a gittik. Bu Zapotec köyünde bitkilerden yün iplikleri boyamayı gösterdiler. Kilim desenleri bizimkilere çok benziyor. Kullanılan renkler daha canlı. Bu boyaların doğal malzemelerle nasıl yapıldığını gösteriyorlar. Burada panço, kilim vb de satın alabiliyorsunuz. El işlemesi bir panço 2000 peso idi. Bayağı pahalı ama gerçekten güzel dokumalar var.

  • Sırada mezcal denemesi vardı. Bazıları gerçekten çok sertti. %50 alkol oranında olanlar bile var. Sek olanlar ve içerisinde kurt vb olanlar epey sert. Tatlı olanlar güzel. Kahveli, kapuçinolu, pinacolada olanlar epey güzeldi. Burada 6-7 tane küçük tadım yaptık ve o bile çarptı bizi o sıcakta.

  • Sonrasında Mitla’ya gittik. Değişik, geometrik desenli güzel bir zapotec tapınağı burası. Hiç çimento kullanılmadan taşların kilit sistemi ile yapılmış. Birbirinden farklı birçok desen kullanılmış ve hepsi çok güzeldi. İspanyollar bazı yerleri söküp kilisede kullanmışlar. Burada yer altı mezarları da var.

Mitla'daki tapınağın üzerindeki taş desenler gerçekten farklı ve etkileyici.
  • Son durak ise Hierve el Agua’ydı, Pamukkale'nin yandan yemişi :) Güzel ama yine de, eh işte bir de Pamukkale'yi görün demek geliyor içimizden :). Güzel fotoğrafların çekilebildiği, tepede bir gölcük var. Tabii kalabalıktan ve insandan fırsat bulunabilirse. Pek kimsenin inmediği, tepenin ve şelalenin altına inin, güzel manzaralar ve daha az insan var.

Hierve el Agua'nın tepesi.

Hierve el Agua'nın uzaktan görünüşü.
  • Oaxaca’dan gidilebilecek diğer bir yer Cuilapan de Guerrero. Eustamente caddesindeki terminalden Xaachils otobüsüne biniliyor. Cuilapan’dan geçiyor bunlar. Otobüs kişi başı 8 peso. Yol yarım saat kadar sürüyor. Güzel bir meydanı var kasabanın. Asıl önemlisi buradaki eski manastır ve kilise. Müzesi de var. Fotoğraf çekmek için muhteşem bir yer. Kilise hala faaliyette. 15 yaş kutlaması vardı bir genç kızın biz orada iken. Dönüşte taksi dolmuşa (colectivo) bindik. 2 kişi 26 peso verdik.

Cuilapam'daki Conveto çok sevdiğimiz bir yer oldu.

O tarihi yapının iç tarafı da bu şekilde. Ana kiliseye giremedik özel bir kutlama varmış içeri almadılar.

Puerto Escondido

  • Puerto Escondido, Oaxaca'nın 250 km güneyinde, Pasifik kıyısında tam bir sörf ve parti yeri.

  • 250 km çok gibi görünmese de yol o kadar virajlı ve dolambaçlı ki oldukça uzun sürüyor otobüsle.

  • Çok sakin ve düzenli bir kasaba. Gerçi sezon dışı idi biz burada iken. O yüzden oteller, evler boş gibiydi. Merkezde bir sürü dükkan, manav ve yerel insanlar var.

  • Gün içinde bir sürü insan sörf yapıyor burada. Genelde tüm Pasifik kıyısında olduğu gibi buranın denizi de sürekli dalgalı. Yüzmek için uygun değil ama sörf için ideal.

Carizalillo Plajı, az dalgalı bir günü yakaladık.
  • Akşam üzerleri özellikle herkes spor yapıyor, koşuyor.

  • Sahil tarafında da yemek yenebilecek bir sürü yer var.

  • Carrizalillo Plajı gibi plajlar var şehir içinde. Kayaların arasında, sarı kumlu, ağaçların altında güzel bir plajdı burası.

  • Playa Zicalita da şehrin doğusunda çok daha büyük bir plaj.

  • Manialtepec göl turu 300 peso. Bu gölün özelliği, bioluminescence planktonlar sayesinde geceleyin fosforlu bir şekilde ışıklar saçmasıydı. En azından Google'da çok güzel fotoları vardı bu gölün. Gece gidiliyor ve şehirden araçla yarım saatte göle ulaşılıyor. Plastikten dandik küçük bir tekneye bindik. Ay yoktu yıldızlar güzel görünüyordu. Gece gece çok seçemesek de gölün suyu kahverengi görünüyordu, Etraf mangrov ormanları ile çevrili idi. 15-20 dk gittik tekneyle ve durup suyu karıştırdık elimizle bir deneme yaptık. Çok hafif bir parlama oluyor. Etraftaki ışık kirliliği nedeniyle tam görünmüyormuş. Gölün ortasına plastik bir ev-kulübe yapmışlar ve tam karanlık ortam oluşturmuşlar. Önder bu evin içine girdi ve gerçekten güzelmiş. O zifir karanlıkta o suya atlamak gerçekten çok zorlayıcı olsa da eğer suyun içine girip o kulübeye girmeyeceksen pek bir şeye benzemiyor ve o fotoğraflar yalan :) Hatta ünlü bir gezginimiz burayı öyle bir ballandıra ballandıra anlatmış, gerçekle ilgisi olmayan fotoğrafları koymuş ki çok farklı bir deneyim hayal ediyor insan. Öyle masmavi bir ışıkla parım parım parıldayan bir göl hayal etmeyin. :)

Google fotoğrafları size böyle bir görüntü vadediyor ama gerçekte böyle bir şeyi görebilmeniz dahası fotoğraflayabilmeniz pek mümkün değil. Yine de kapalı çadırda buna benzer ışıltılar görüyorsunuz. Buralara kadar gelirseniz bir şans verin.(Fotoğraf alıntıdır: www.diytravelhq.com)

Mazunte

  • Puerto Escondido bir sörf kasabası, fazla yapay, gereğinden pahalı ve bize hitap eden bir yer değildi. Bu nedenle çok kalmayıp, biraz daha doğuda daha doğal, bungalovların olduğu, daha hippi mekanı olan Mazunte'ye geçtik.

  • Meksika’nın güneyinde, pasifik kıyısında, Puerto Escondido'ya yaklaşık 70 km mesafede bir sahil yeri burası.

  • Mazunte'ye gelmek için Puerto Escondido'dan Pachutla dolmuşlarına binip San Antonio'da iniliyor. Buradan da kamyonet kasalı colectivo'lar ile Mazunte'ye ulaşılıyor. Dolmuş 42 peso, colectivo 10 peso.

  • Mazunte Olimpos'un eski haliyle, Kabak Koyu karışımı bir yer. Alternatif tipler, hippiler v.s var.

Mazunte'nin ana caddeden sahile inen sokağı.
  • Bir sürü pansiyon, bungalov vb var. İki günden fazla kalırsanız fiyatı düşürüyorlar. Ana çarşı tarafında güzel bir hostel var, orada yer yoktu. Biz de 6-7 tane farklı hostel gezip pazarlık ettik. Çok güzel hosteller var ama bazıları bize pahalı geldi, bazıları da kapalı idi. Orta karar bir yerle anlaştık. Ucuz diye klimasız oda aldık ama klimasız oda tam bir kabus oluyor. Vantilatör işe yaramıyor. Biraz daha paraya kıyıp klimalı oda alın.

  • Akşamları sokakta gitar çalıp, şarkılar söylüyorlar. Herkes eşlik ediyor, bir süre sonra tipleri tanımaya başlıyorsunuz. Aynı eski Olimpos işte :)

  • Sarı kumlarla kaplı arka tarafı orman, uzun, güzel bir plajı var. Denizi çok dalgalı, girilecek gibi değil. Hatta tehlikeli de olabilir. Bazen kırmızı bayrak çekiyorlar genelde de sarı bayraklı zaten. Deniz öyle değişik ki 3-4 kademeli dalga birden vuruyor ve acayip çekiyor.

Mazunte plajı.
  • Sahildeki mekanlarda ye-iç şemsiye şezlong bedava sistemi var. İsterseniz plaja havluyu serip kendi yemeğinizi de yiyebilirsiniz. Kimsenin kimseye karıştığı yok.

  • Fiyatlar Puerto Escondido'ya göre hesaplı olsa da çok da ucuz sayılmaz. Yine de ekonomik sayılabilecek opsiyonlar var ö